Bazı yaralar kapanmaz; insan yalnızca onlarla yaşamayı
öğrenir. Bazı yollar ise bizi hiç bilmediğimiz yerlere değil, yıllardır
uzak kaldığımız kendimize g.türür.
Deniz, çocukluğundan beri hayatın eksilttikleriyle büyümüş
bir kadındır. Sevilmenin, ait olmanın ve g.rülmenin
peşinde çıktığı yolculukta kimi zaman başkalarının sevgisine
tutunur, kimi zaman kendi sessizliğinde kaybolur. Geçmişin
izleri, yarım kalmış ilişkiler, karşılaşmalar ve ayrılıklar onu
tekrar tekrar aynı sorunun karşısına çıkarır: İnsan, aradığı
şeyi gerçekten dışarıda mı bulur?
Hayat Deniz’i savurdukça o yeniden ayağa kalkar. Her
düşüşünde biraz daha değişir; her kaybında kendisine biraz
daha yaklaşır. .ünkü bazen karanlık sandığımız şey ışığın
yokluğu değil, ona bakmayı unutmamızdır.
Ay Aslında Hep Oradaydı, bir kadının çocukluğundan
yetişkinliğine uzanan hayatının içinden; sevgiye, yalnızlığa,
aidiyete, kadın olmaya, yaralara ve iyileşmeye dokunan bir
roman.
Ve belki de insanın en uzun yolculuğu, sonunda şu gerçeği
fark etmek içindir:
Aradığın ışık hiç kaybolmadı.
Sen yalnızca bir süre g.kyüzüne bakmayı unuttun.